Hamakta sallansam.

  • Arşiv
  • RSS
  • Sorcan mı?

İçimi dökmem lazım.

İnsanın ruhunda varsa eğer değiştiremezsin.

 Gün itibarıyle bunu öğrenmiş bulunmaktayız.

Bir kız düşünün ki 3 yıl boyunca aşık olduğunu söylediği kişiden ayrılır ayrılmaz eski pisliklerini eklesin arkadaşlarına.

Bir kız düşünün ki 3 yıl boyunca annem izin vermiyo deyip gezmeleri azalttıkça azaltsın, ayrıldıktan sonra her gün gezsin, beraber gidilinmesi düşünülen konsere o zaman gidemem demesine rağmen şimdi gitsin.

Kendimi Aşk Tesadüfleri Sever’de ki Burak gibi hissediyorum. Koşulsuz sev, her sorunu görmezden gel ama o……..

İnsansın ruhunda varsa değişmiyor.

Allah belanı versin. 

  • 1 saat önce
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

Lise özlemi

Liseyi nasıl özlüyorum belli değil. Mutsuzluktan öldüğüm, nefret edildiğim ama bir avuç dostumun olduğu o liseyi.

Mezun olurken “Sözlerimi Geri Alamam” şarkısı eşliğinde kep atmıştık. O zamanlar çok manasız gelmişti. Şimdi dinliyorum da;

 Sözlerimi geri alamam 

Lisede söylenmiş, insanları kıran, hocalara laf sokmayı mazeret sandığım o sözleri geri alamam..

 Yazdığımı yeniden yazamam,  

Sallamadığım o sınavları, okul sonuncusu olmamı sağlayan o sınavları ve onlara yazdıklarımı yeniden yazamam

 Çaldığımı baştan çalamam, 

Çaldığım tebeşirleri, sınav kağıtlarını, spor odasından topları baştan çalamam..

 Bir daha geri dönemem. 

Ne yazık ki bir daha geri dönemem.

 Akıyorsa gözyaşım kurumasın, 

Lisede akan gözyaşlarım hiç kurumasaydı, hep aksaydı ve ben hep orada kalabilseydim.

 Coşup seven gönlümse durmasın, 

Lise aşkım, dostluklarım, sevdiklerim asla bitmeseydi, onları seven gönlüm asla durmasaydı.

 Dost bildik anılarım çağırmasın, 

O zamanlar üniversite hayalleriyle dolar taşardık, dost sanırdık. Dost bildik hayaller çağırmasaydı.

 Bir daha geri dönemem. 

Ne yazık ki bir daha geri dönemem.

 Hiç bi kere hayat bayram olmadı ya da 

Lisede her günün cehennem azabı olduguna inanırdık,

 Her nefes alışımız bayramdı. 

Aslında henüz cehennemi tatmadığımız içindi. Her anımız cennetteydi aslında.

 Bir umuttu yaşatan insanı. 

Üniversite hayalleri, kazanma umuduydu bizi hayata bağlayan.

 Aldım elime sazımı.

Biz de o zaman almıştık elimize test kitaplarını.

Yine aşınca çayın suyu boyunu
Belki yeniden karşıma çıkacaksın.

Göz göze durup bakınca
Göreceğiz,
Neyiz ve nerelerdeyiz,
Bilemiyoruz
Şimdi.

  Lisedeyken üniversiteyi, üniversitedeyken liseyi özleyerek geçiyor gençliğim. 

  • 1 hafta önce
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

Tarih tekrarlardan ibarettir.

Sanırım 9 Nisandı..

9 Nisan 2011…

Facebook’da bir yazı görürsün ve her şey değişir hani. İşte öyle olmuştu. Bir yazı görmüştüm, bu ne diye sormuştum. O d en “içten” duygularıyla “ona karşı olan hislerim” demişti. Hani o anı anlatamaz bir insan. Öfke, nefret, üzüntü, hayal kırıklığı ve daha niceleri.. Hepsini aynı anda hissettiğin o anı yaşamıştım ve hayatımın en kötü anıydı diyebilirim.

Bugün 19 Mayıs 2012..

Ve bi kaç gün önce ayrıldıktan sonra ilk defa konusma teşebbüsünde bulundum, cevaplar bir saat sonra geldi ve tribimi umursamadı bile.

Kim bilir belki de tarih cidden tekrarlardan ibarettir, hem de hemen hemen bir sene sonra.

Aynı duygular FORA! 

  • 1 hafta önce
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

Sorun yok mudur?

  • “Araba alsam da öyle saçma sapan resimler koymam” diyen adamın her konuşmada, fotoğrafta arabasını ön plana çıkarmasında;
  • 2 gün önce tanımadığın adamı baş tacı yapıp her yeri çağırıp kardeşim demende;
  • 5 ay öncesine kadar ceket, gömlek nedir bilmeyen adamın birden ceket giymesinde;
  • Kardeşim, oğlum dediğin insanla birlikte olunmasında;
  • “Ben caddede büyüdüm yeaa”, “Benim babam çok zengin olom”, “Caddeden başka yere gitmem ben, Taksim çok paçoz” triplerinde olup da yemek yediği sofranın resimlerini boy boy atılmasında;
  • Sevgilisine tek taş pırlanta alıp, kardeşim dediği adamın 20 TL’sine göz diken adamın şerefinde;
  • Sadece arkadaşlarının arasında yer edinebilmek için zengin rollerine girip ailesini zor durumda bırakan adamda;
  • 1 yıl öncesine kadar ilçesinin dışına çıkmamış adamın ben her yeri bilirim kanyon benim mekanım triplerine girmesinde;

hiç bir sorun yok mudur da bu insanlar bu kadar rahat?

Ben mi çok eski kafalıyım? 

  • 1 hafta önce
  • 1
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

“Eğer birini gerçekten seviyorsanız, gitmek için binlerce bahaneniz olsa da, kalmak için bahane ararsınız.”

  • 1 hafta önce
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

Kusura bakmayın ama;

her şey mi ters gider be babacım?

  • 2 hafta önce
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

Tumblr benim için;

Dertli olduğum zamanlarda kaçacak limandır.

  • 2 hafta önce
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

Yalancı mı dersin ?

Bir kızı çok seven bir erkek düşünün. 3 yıldır delicesine aşık. Sadece onu düşünüyor, sadece o istedi diye tüm hayallerinden vazgeçerek üniversiteyi kazanıyor, o istedi diye arkadaşlık ilişkilerini bitiriyor, o istedi diye yaşıyor…

Bir erkeği çok sevdiğini söyleyen bir kız düşünün. 3 yıldır her zaman ayrılan unutmak isteyen o oluyor. Her zaman vazgeçen o oluyor. 3 yıllık dönemin içinde başkasıyla bir birlikteliği oluyor.  Arada aşkını gösteriyor, çoğu zaman pislik muamelesi yapıyor.

Bu yazıda ikisinin hikayesi olacak.

Yıl 2010..

X 11. sınıfta hayatı karmaşık bir adam. Y ise aynı okula yeni gelmiş eğlenceli bir kız. Aslında birbirlerini hiç tanımıyorlar. İlk konuşmalarında otobüste X, Y’ye yer veriyor, hiç tanımadan, bilmeden, aynı okulda olduklarını bile bilmeden. Y ise 3 yıl olacakları gösterir gibi oturmuyor oraya. Bir süre geçtikten sonra aynı okulda olduklarını farkediyor X ve onunla tanışığ neden böyle yaptığını sormak istiyor, bir özür bekleyerek. Arkadaşlarına soruyor, arıyor tarıyor ve kızın adını öğreniyor. Facebook’dan bulunup ekleniyor kız ve sohbete başlıyorlar. Sohbet o kadar güzel gidiyor ki, özür bekleyerek eklediğini unutuyor X, biraz sohbet ilerleyince de telefon numarasını istiyor. Y vermek istemese de bir süre sonra veriyor numarayı. Ve sohbet gece boyu sürüyor. X iyi geceler dedikten sonra niyetini belirliyor.

Ve ilk yüzyüze konuştukları tarih.. 22 Şubat 2010. Okulda arkadaşlarının olmadığı bir gündü. Bir sınıfa giriyorlar ve birden bire bir şey onları yakınlaştırıyor. Sarılıyorlar. “Hiç ayrılmayacakmışçasına.” 

Daha sonra 2 ay kadar mutlu mesut gittiler. Ve ilk sorun ortaya çıkmıştı. Okulda asi çocuk olan, öğretmenler tarafından sevilmeyen X için Y’nin ailesiyle konuşulmuştu. Gaza gelen ailesi X’ten ayrılma baskısı yapmışlardı Y’ye. Y’de baskıyı kaldıramayarak ayrılmak istemişti. İstemişti fakat ayrılamamışlardı. Yalana başlamışlardı sonunda. Y ailesine yalan söylüyordu. Bu sırada her şey de ters gidiyordu aslında. Y’nin en yakın arkadaşı, bu ilişkiyi öğrenince Y ile konuşmayı kesmişti.

İkincic ayrılık sebepleri de bu oldu. Artık her şeyi yarım yamalak yaşamaya başlamışlardı. X bu kadar tersliğe rağmen sıkı sıkıya bağlıydı ve sadece okul çıkışlarında takılmayı kabul etmişti. Okulda tanışmıyolar gibi davranıyorlardı.

Bu arada Y her şeyi X’in dışında yaşamaya başlamıştı. Şampiyonluk kutlamalarında yanına sarılmaya gelen X’i itmişti, elini tutmaz olmuştu. X mutsuzluktan ölüyordu belki de ama çok seviyordu bırakamazdı. Hazirana kadar böyle gitmişti, artık okul çıkışlarında bile beklemiyordu Y. Okullar kapandıktan sonra da ayrılmak istediğini söylemişti X’e.

Kabul etti X çağresizce. Yaz boyu çok az konuştular, cehemmene dönmüştü yaz X için. Okullar açıldığında tekrar konuşmaya başladılar. X sürekli çok aşık olduğunu söylüyordu Y’ye. Y umursamıyordu ve “aiesinin başkasıyla çıkmasına kızdığı için” X’e dönmediğini söyleyen Y, o “en yakın arkadaş” ile birlikte olduğunu söylüyordu X’e.

X doğal olarak deliriyordu. Çağresizdi ama hala salak gibi onun kendisini sevdiğini düşünüyordu. Bir kaç gün sonra Y ile konuşmaya devam etmek istediğini söylemişti. Salak değildi de neydi X?

Bir süre sonra ayrıldıklarını öğrendi. Yine tüm gücüyle Y ile konuşuyor, sevgisini ortaya çıkarmaya çalışıyordu.  Konuştular, konuştular, konuştular.. Bu arada tüm bu karışıklıkta X üniversite sınavına hazırlanıyordu, üniversiteyi kazanırsa Y’nin onunla tekrar olacağına inanıyordu. Ve sonunda İstabul’u kazandı. Kazandıktan sonra gerçekten de tekrar birlikte oldular. Mayısa kadar hiç ayrılmadılar. Ayda 1 kez görüştüler belki ama mutluydular. En azından X havalardaydı.

Sonra…

Sonra Y yine ayrılmak istedi, X izin vermedi. Ta ki sonraki haftaya kadar. Sonra Y ayrılmak istedi çok net bir biçimde. Aynı hafta içinde X’e bağlılığını sonuna kadar göstermişti oysa. 3 gün içerisinde ayrılmaya karar verdi ve her şeyin bittiğini söyledi.

Geri dönmeye çalışan yine X, giden yine Y.

Anlatamadığım, ara ara kafama gelen onca daha olay var. Şimdi siz söylesenize; sevdiğini söylerken yalancı mıydı dersiniz?

p
  • 2 hafta önce
  • 1
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

PIN : 2797C6E1

Hani sıkılıan falan varsa, ben de sıkılıyorum yani..

  • 2 ay önce
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

Sıkılmasak mı?

  • 5 ay önce
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

Yeniden doğdum.

  • 5 ay önce
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet
View Separately
  • 5 ay önce
  • 4
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet
← Daha yeni • Daha eski →
25 sayfadan 1. sayfa

Hakkında

Mehmet Can Işıklarlı. İstanbul Üniversitesi İşletme öğrencisi. Bir sevdanın peşine tutulmuş gitmekte. Hayatı "ti"ye aldığını sanmakta. Aslında hayatın kendisiyle dalga geçtiğinin farkında. Şirin mi şirin, eğlenmelik mi eğlenmelik biri.

Memnun oldum efenim.

Şu da twitter hesabı :
twitter.com/mcisiklarli

Twitter

loading tweets…

  • RSS
  • Rastgele
  • Arşiv
  • Sorcan mı?
  • Mobil

Effector Theme by Carlo Franco.

Tumblr kaynaklı